|
AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ORTAK TARIM POLİTİKASI VE YAŞ MEYVE SEBZE TİCARETİ
1957 yılında Roma Antlaşması ile altı Batı Avrupa devleti (Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Fransa, Almanya ve İtalya) arasında kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu’nda ortak bir tarım politikası oluşturulması öngörülmüş ve 1960 yılında ise oluşturulmuştur. Ortak Tarım Politikası (OTP), Avrupa Birliği’nin en önemli, en gelişmiş, üzerinde en fazla tartışmanın yapıldığı ve sürekli olarak reform önerilerine konu olan bir politikasıdır.
OTP, tüketiciye makul fiyatla ve sürekli ürün tedarik etmeyi, piyasada istikrarı oluşturmayı, teknik gelişme ve istihdam artışını sağlamayı ve çiftçilerin gelirlerini arttırmayı amaçlamaktadır.
OTP’nin İlkeleri
1. Tek Pazar
2. Topluluk Tercihi
3. Ortak Mali Sorumluluk
i. Tek Pazar ilkesi, üye ülkelerde tarım ürünlerinin serbest dolaşımını engelleyen tüm kısıtlamaların kaldırılarak bir Tek Pazar oluşturulmasını öngörmektedir. Bu amacın gerçekleştirilmesi, ortak fiyatları, ortak rekabet kurallarını, idari alanda, insan ve hayvan sağlığı konularında ilgili kural ve mevzuatın yakınlaştırılmasını gerektirmektedir.
ii. Topluluk tercihi ilkesi, ile Topluluk içi piyasalarda ve Topluluk sınırlarında, üye ülkeler tarafından üretilen tarım ürünlerine öncelikli rejim uygulanmasını hedeflemektedir. Böylece, üçüncü ülkelerde üretilen ürünlere karşı Topluluk üyesi ülkelere tercih tanınmakta ve Topluluk tarım sektörü korunmaktadır.
iii. Ortak mali sorumluluk ilkesi, OTP'ye ilişkin tüm harcamaların Birlik üyeleri tarafından ortaklaşa üstlenilmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda Nisan 1962'de AB bütçesinde Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu (FEOGA) oluşturulmuştur. FEOGA’nın “Yönlendirme”ve “Garanti” olmak üzere iki ayrı bölümü bulunmaktadır. Fonun yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan “Garanti” bölümü fiyat ve pazar politikasının işleyişi için gerekli topluluk harcamalarını finanse ederken, ”yönlendirme” bölümü tarımsal yapıların iyileştirilmesine ilişkin reformların finansmanı için kullanılmaktadır.
ORTAK TARIM POLİTİKASININ İŞLEYİŞİ
1. ORTAK PİYASA DÜZENLEMELERİ
Ortak Piyasa Düzenleri, ayrı ayrı her ürün için, o ürünün üretim ve pazarlama koşulları dikkate alınarak belirlenen düzenlemelerdir. Tarım ürünlerinin tümünün aynı üretim ve pazarlama şartlarına tabi olmaması nedeniyle birden fazla piyasa düzeni oluşturulmuştur.
Ortak Piyasa Düzenlerini aşağıdaki üç başlık altında incelemek mümkündür.
a. İç piyasada müdahale: Ortak Piyasa Düzeni’nde yer alan ürünlerin yaklaşık %70’i bu kategoride yer almaktadır. Ürün türüne göre farklılık gösteren bu sistemde ürün fiyatlarının belli bir seviyenin altına inmesi, Topluluğun müdahale kurumları tarafından yapılan müdahale alımları ile engellenmektedir. Düşük fiyatlı yabancı ürünlere karşı ise ithalat vergisi yada ihracat iadesi uygulanmaktadır.
b. Dış rekabete karşı koruma düzenlemeleri: Ortak Piyasa Düzeni’nde yer alan ürünlerin yaklaşık %20’si bu kategoride yer almaktadır. Düşük fiyatlı yabancı ürünlere karşı gümrük vergileri ve fiyatların belirli bir düzeyin altına düşmesi durumunda da ek vergiler tahsil edilmektedir.
c. Ürünlere doğrudan destek sağlayan düzenlemeler: Bu düzenlemeler, Dünya Ticaret Örgütü’nce belirlenen hükümler uyarınca dış koruma mekanizması uygulanması mümkün olmayan ürünleri kapsamaktadır. Ayrıca, toplam tarımsal üretimin %1’ini oluşturan ancak üretimi uzmanlık gerektiren ve bazı bölgelerin tek geçim kaynağını oluşturan ürünler için üreticilere yapılan yardımlar da bu başlık altında değerlendirilmektedir.
2. PAZAR VE FİYAT MEKANİZMALARI
Tarım ürünleri fiyatlarının belli bir seviyenin altına düşmemesi ve üreticilerin gelir düzeyinin azalmaması amacıyla 1962 yılından bu yana bu ürünler için her yıl ortak fiyatlar belirlenmektedir. OTP’nin pazar ve fiyat mekanizmasının temelinde de sözü edilen ortak fiyatların düşmesi durumunda pazara müdahale edilmesi ve aradaki farkın destekler yoluyla Birlik bütçesinden karşılanması bulunmaktadır.
a) İç piyasaya yönelik fiyat politikaları : Bu politika iki farklı fiyat sistemini temel almaktadır.
aa) Hedef fiyat: Üreticilerin gelir düzeyini mümkün olan makul seviyede tutacak olan tavan fiyatı saptayarak, aynı zamanda tüketicilerin de aşırı fiyat artışlarına karşı korunması amacıyla belirlenen fiyattır.
ab) Müdahale fiyatı: Fiyatların belirlenen hedef fiyatın altına düşmesi durumunda, üreticilere sağlanan en düşük garanti seviyesini ifade eden taban fiyattır.
Yukarda bahsi geçen 2 temel fiyat sistemi dışında daha sınırlı sayıda ürün için uygulanan iki faklı fiyat sistemi daha vardır:
Geri Çekme Fiyatı, üretici kuruluşların bazı meyve sebzelerde oluşan arz fazlasını piyasadan çekme fiyatıdır.
Satın Alma Fiyatı, devlet kurumlarının bazı meyve sebze ürünlerini piyasadan satın alış fiyatıdır.
b) Dış piyasaya yönelik fiyat politikaları
ba) İthalat politikası kapsamında ithal edilen ürünlerin AB piyasasına girebileceği en düşük fiyat olan eşik fiyat belirlenmektedir.
bb) İhracat politikası kapsamında, fiyatları dünya fiyatları üzerinde seyreden Birlik ürünlerinin ihracatını teşvik etmek için ihracatçılara, dünya fiyatları ile müdahale fiyatları arasındaki farkın ödenmesi anlamına gelen ihracat iadesi adlı prim ödenmektedir.
Diğer taraftan, dünya fiyatlarının Birlik fiyatlarından yüksek olması halinde ise ihracatçılardan, Birlik fiyatları ile dünya fiyatları arasındaki fark oranında ihracat vergisi alınmaktadır.
OTP’de ilk temel reform 1992 yılında MacSharry önerilerinin kabul edilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Bu önlemler çerçevesinde destekleme fiyatları azaltılmış süt ürünleri kotalarında indirime gidilmiş aynı zamanda doğrudan ödemeler ve zorunlu üretimden ayırma (set aside-üretim dışı bırakma, ekilebilir alan ödemelerine ehil olan bir alanın nadasa bırakılması anlamına gelmektedir) başlatılmıştır.
Fiyat reformuna ek olarak çeşitli tamamlayıcı önlemler de yürürlüğe konulmuştur. Mart 1999’da sonuçlanan “Gündem 2000” paketi OTP tarihindeki en radikal ve geniş perspektifli reformları içermektedir. Paket bir önceki reformda olduğu şekilde destekleme fiyatlarında ve amaçlanan doğrudan ödemelerde yapılacak indirimlerin bir kombinasyonudur.
Tüketicilere taze olarak ulaşması gereken söz konusu ürünler, belli standartlar çerçevesinde sınıflandırılmaktadır. Bu standartlar Avrupa Ekonomik Komisyonu’nun dayanıksız ürünleri standart ve kalite çalışma grubu tarafından tavsiye edilen, BM/AEK (UN/ECE) standartlarıdır.
Bu bağlamda, elma ve armut, kayısı, enginar, kuşkonmaz, patlıcan, fasulye, Brüksel lahanası, halana, havuç, karnabahar, kereviz, turunçgiller meyveler, dolmalık kabak, hıyar, sarımsak, kivi, pırasa, marul, kıvırcık, hindiba, kavun, soğan, şeftali ve nektarin, bezelye, erik, ıspanak, çilek, tatlı biber, taze üzüm, domates ve karpuz için pazarlama standartları düzenlenmiştir. Standartlar, iç pazar ve üçüncü ülkelerde tüketicilere ulaşacak ürünler için uygulanmaktadır. Bunlar ürün tanımı, kalite gerekleri, ölçü, tolerans, paketleme, sunum ve işaretlemeyi içermektedir. Gıda güvenliğine ilişkin standartlar bu kapsamda ele alınmamaktadır.
Avrupa Birliği’nde meyve ve sebze pazarlamasında aktif rol oynayacakları düşüncesiyle, üretici organizasyonları desteklenmektedir. Üyelik gönüllüdür ancak, üyelerin bütün ürünlerini üretici organizasyonları vasıtasıyla pazarlamaları gerekmektedir. Demokratik kurallar çiftçilere, organizasyonlarını kontrol etme imkanı sağlamaktadır. Bu organizasyonlar, çiftçilere çevre dostu üretim metotları açısından teknik yardım sağlamakla yükümlüdürler. Üye ülkeler üretici organizasyonlarını belli bir asgari üye sayısı ve asgari pazarlanabilir ürün miktarını gözönüne alarak resmen tanımaktadırlar. Bazı durumlarda resmi tanınma programlarını uygulayacakları azami 5 yıllık geçiş dönemi içinde, geçici olarak da tanınmaları mümkün olmaktadır.
ÜLKEMİZDEN AVRUPA BİRLİĞİ’NE YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATI
Ülkemizden Topluluğa yapılan tüm tarım ürünleri ihracatımız, 1/98 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca, ad-valorem vergilerden muaf olarak gerçekleşmektedir. Ancak, bazı ürünler itibariyle, belirli dönemlerde gümrük vergisi ödenmemesi mümkün olmakla birlikte söz konusu bu ürünler için bu dönemler dışındaki ihracat, Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) hadleri üzerinden vergi ödenmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir.
Bu uygulamaya tabi ürünler haricindeki tüm meyve ve sebzeler yıl boyunca Topluluk pazarına gümrük vergisi muafiyeti ile ihraç edilmektedir. Ancak, Avrupa Birliği’nin Giriş Fiyatı uygulaması nedeniyle, ihracatımızın yoğun olduğu dönemlerde sıklıkla vergi ile karşılaşılabilmektedir.
Topluluk, 1995 yılı başına kadar yaş meyve ve sebzelerin üçüncü ülkelerden ithalatında, üçüncü ülke menşeli malların belirli bir fiyattan daha düşük düzeyde Topluluk pazarına girmesini önlemek maksadıyla Referans Fiyatı Sistemi ve buna bağlı olarak ithalatta değişen vergi (prelevman) uygulamaktaydı.
Ancak, Uruguay Raund’un tamamlanmasını müteakip, korumanın gümrük vergilerine dayandırılması ilkesi uyarınca, Topluluk, “Giriş Fiyatı” adı verilen bir sistemi 1995 başından itibaren yürürlüğe koymuştur. Bu çerçevede, referans fiyatı ve değişken vergiye (prelevman) son verilirken, yıl boyunca sabit olan spesifik vergi uygulamasına geçilmiştir.
Giriş Fiyat Sistemi, AB Komisyonu tarafından bazı ürünler için, bazı dönemler itibarı ile belirlenmiş ve değişmeyen sabit değerlerdir. Bu kapsama giren ürünlerin, giriş fiyatlarının altında ithal edilmesi halinde, ithalat fiyatının giriş fiyatından düşük olma seviyesine göre kademeli olarak artan gümrük vergisi tahsil edilmektedir. Giriş fiyatının %8 (elma ve armutta %12) altına düşülmesi halinde ise, yüksek oranda olan “Maksimum Tarife Bedeli” seviyesinde vergi ödenmesi gerekmektedir.
Standart İthal Değeri (SİD), AB Komisyonu tarafından belirlenen üye pazarlarda satılan her bir yaş meyve sebze için, menşe itibarıyla ve değiştikçe günlük olarak komisyona bildirilen ortalama temsili fiyatlara göre tespit edilen değerdir.
Ürünlerin AB ülkeleri tarafından ithalatı esnasında, önemli olan husus “İthalat Değerinin” hesaplanmasıdır. İthal edilen malın değeri, giriş fiyatından düşük olduğu taktirde, fiyatların düşüklüğü nispetinde ek vergi yada maksimum tarife bedeli ödenmektedir.
Bu kapsamda ithal edilen malın CIF değeri, giriş fiyatının %100-92’si arasında ise ek vergi, İthal edilen malın CIF değeri giriş fiyatının %92’sinden düşük ise, maksimum tarife bedeli ödenecektir.
Bu arada malın ithal değerinin gümrük giriş beyannamesinin kabul tarihinde belirlenen SİD’in % 8 oranından daha yüksek olduğu durumda, malın değerini gösteren faturada yanlış beyan olduğu düşünülecek ve ithalatçıdan teminat istenecektir. Bu nedenle malın ithal değeri SİD’in %108’ini aşmamalıdır.
Bu kapsamda giriş tarihinde geçerli olan SİD’in % 8 fazlası, sabit olarak tespit edilmiş giriş fiyatından düşük ise, giriş fiyatından düşüklüğü nispetinde ek vergi ya da maksimum tarife bedeli ödenmek durumunda kalınmaktadır.
G.T.İ.P. ve ihracatçı ülke bazında giriş fiyatı seviyeleri ile SİD değerlerine http://europa.eu.int/comm/taxation_customs/dds/cgi-bin/tarchap?Lang=EN internet adresinden günlük olarak ulaşılabilmektedir. Giriş fiyatı seviyeleri önceden bilinmekle birlikte, SİD değerlerinin hemen hemen hergün değişiklik gösteriyor olması ihracatçılar açısından büyük bir risk oluşturmaktadır. Çünkü ürünün yüklenmesi aşamasında SİD yeterince yüksek iken araçların AB ülkesine varış tarihinde ani düşüş yaşanabilmektedir. Bozulabilir ürünler olması nedeniyle de araçların gümrük işlemlerinin gecikmeden yapılması gerekmekte, ihracatçının ürünü gümrük ödeyerek alıcı ülkeye sokulmak zorunda kalınmaktadır.
|
AVRUPA BİRLİĞİ GİRİŞ FİYATI SEVİYELERİ
|
|
CN KODU
|
UYGULAMA
DÖNEMİ
|
GİRİŞ FİYATI
(Euro/100 kg net)
|
Max.Tarife Bedeli (Euro/100 kg net)
|
|
Domatesler
07 02 00 00
|
1 Ocak - 31 Mart
1 Nisan-30 Nisan
1 Mayıs-31 Mayıs
1 Haziran-30 Eylül
1 Ekim-20 Aralık
21 Aralık-31 Aralık
|
84,6
112,6
72,6
52,6
62,6
67,6
|
Hepsi için
29,8
|
|
Hıyarlar
07 07 00 05
(İşlenmek için olanlar
1 Mayıs-31 Ekim)
|
1 Ocak-Şubat sonu
1 Mart-30 Nisan
1 Mayıs-30 Eylül
1 Ekim-31 Ekim
1 Kasım-10 Kasım
11 Kasım-31 Aralık
|
67,5
110,5
*48,1
*68,3
68,3
60,5
|
Hepsi için
37,8
|
|
Enginarlar
07 09 10 00
|
1 Ocak-31 Mayıs
1 Haziran-30 Haziran
1 Kasım-31 Aralık
|
82,6
65,4
94,3
|
Hepsi için
22,9
|
|
Kabaklar
07 09 90 70
|
1 Ocak-31 Ocak
1 Şubat-31 Mart
1 Nisan-31 Mayıs
1 Haziran-31 Temmuz
1 Ağustos-31 Aralık
|
48,8
41,3
69,2
41,3
48,8
|
Hepsi için
15,2
|
|
Portakallar
(08 05 10 10,
08 05 10 30,
08 05 10 50 )
|
1 Ocak-31 Mayıs
1 Aralık-31 Aralık
|
Hepsi için
35,4
|
Hepsi için
7,1
|
|
Klemantinler
08 05 20 10
|
1 Ocak-Şubat sonu
1 Kasım-31 Aralık
|
Hepsi için
64,9
|
Hepsi için
10,6
|
|
Mandarinler vb.
( 08 05 20 30,
08 05 20 50,
08 05 20 70,
08 05 20 90)
|
1 Ocak-Şubat sonu
1 Kasım-31 Aralık
|
Hepsi için
28,6
|
Hepsi için
10,6
|
|
Limonlar
08 05 50 10
|
1 Ocak-31 Mayıs
1 Haziran-31 Ekim
1 Kasım-31 Aralık
|
46,2
55,8
46,2
|
Hepsi için
25,6
|
Kaynaklar:
[1] “Avrupa Birliği’nin Tarım Politikaları ve Narenciye Sektörü”, Doç. Dr. Yaşar UYSAL, Dokuz Eylül Üniversitesi, Eylül 2007
[2] “Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası ve Türkiye’nin Uyumu” T.C. Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı AT ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Uzmanlık Tezi, Mehtap ATAKAN, Eylül 1998
[3] “Avrupa Birliğinin Ortak Tarım Politikası” İktisadi Kalkınma Vakfı, 15 Soruda 15 AB Politikası Serisi No:2
[4] “Yaş Meyve Sebze İhracatında Karşılaşılan Pazarlama Sorunları ve Çözüm Önerileri”, Antalya İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği Raportör Yeterlik Tezi, Esra KÖSEDAĞ, Ekim 2006 |